Betül Mert

Betül Mert

[email protected]

CİNSEL TACİZE MARUZ KALINDIĞINDA NELER YAPILMALI?

25 Ocak 2021 - 12:44


Cinsel taciz: kişinin ruhsal ve bedensel  bütünlüğüne  sözlü , fiziksel  veya  çeşitli görseller, iletişim araçları yoluyla yapılan, kişinin cinselliğini, cinsiyetini, cinsiyet kimliğini, cinsel yönelimini hedef alan, güç kullanımı içeren ya da içermeyen davranışlardır. Kişiye rızası dışında uygulanan her türlü cinsel davranıştır.

Taciz eden kişinin tek amacı karşısındakini kontrol etmek ve onu tahakkümü altına alarak güçlü hissetmektir. Tacize uğrayan kişi, onun için bir nesneden ibarettir.

Taciz olarak tanımlayabilmek için taciz edenin 16 yaşından büyük ve diğer çocukla arasında en az 5 yaş fark bulunması gerekir. Çocuklar en çok 4-11 yaşları arasında cinsel tacize uğramaktadır.

Cinsel taciz çok farklı şekillerde olabilir. Sözel istismar, cinsel organlarını gösterme, çocukları soyma ve seyretme, cinsel ilișkiye tanıklık ettirme ve buna zorlama, cinsel organını sürtme, bedenine cinsel amaçla dokunma, okşama, müstehcen yayınlar seyrettirme gibi  örnekler  verebiliriz.

Tacizi belirleyen aslında niyet değil, diğer kişinin üstünde bıraktığı travmadır. Anne babaların da kabullenmekte çoğu zaman zorluk çektikleri, kabul ettiklerinde ise büyük bir yıkım yaşadıkları olaydır. Tacizin tek sorumlusu bu davranışları uygulayandır. Kesinlikle kıyafeti değildir. Sokakta laf atmakta öylesine bir aktivite değil, cinsel taciz içerir. Reddedildiği halde ısrarla sosyal medyadan sürdürülen cinsel talepler, teklifler, imalarda bulunmak ya da buluşma talebi, romantik/cinsel ilişki kurma talebiyle baskı yapmak ve zorlamak , kişiyi rahatsız eden bakış, tavır, dokunuş, mimik ve jestlerde bulunmak , ısrarcı bir şekilde bireyi takip etmek cinsel tacizdir. "Ay otobüs çok sıkışıktı.",  "Elim çarptı." bahane değildir. Cinsel tacizin bahanesi olamaz.

Cinsel tacize uğramış kişi; kendisine inanılmayacağından, başının derde gireceğini düşündüğünden ve taciz edenin tehditlerinden korktuğu için susma eğilimine gider. Çocuklukta cinsel tacize maruz kalanlar aile korkusu, utanç ve kaygı nedeniyle yaşadıklarını ailesi ile paylaşmaktan kaçındığını ailelerinin dağılacağından (özellikle de tacizci aile üyesi ise), ailelerinden koparılacaklarından korktuklarını söylüyor. Hatta bu durumu yıllar sonra bile aile bireylerinden herhangi biriyle konuşmakta zorlanabiliyorlar. Özellikle de erkeklerin paylaşma olasılığı kızlara göre daha düşük oluyor.

Tacize uğramış bireyler  psikolojik destek almazsa bir ömür, kişilik bozuklukları, cinsel sorunlar, depresyon ve anksiyete  gibi rahatsızlıklara maruz kalabilirler.

Özellikle aile desteği ve güçlü akran ilişkileri psikolojik destek açısından oldukça önemli. Ancak cinsel  tacize maruz kalan kişilerin yaşadıkları travmatik etki ve bunun sonucunda oluşan psikolojik sorunlar, psikoterapi yöntemleri ile ortadan kaldırılabiliyor.

Çocukları cinsel tacizden korumanın en etkin yolu; “UTANMADAN, ÇEKİNMEDEN” çocuğa yanlış dokunmanın ne demek olduğunu, hayır diyebilmeyi, uygun bir yolla tepki göstermelerini ve böyle bir durumda güvendikleri bir yetişkine olayı anlatmalarını gerektiğini anlatmalıyız. Bu eğitimide  okul öncesi  dönemde 2  yaşından sonra 6 yaşından önce  mahremiyet eğitimi olarak  verilmesi  gerekiyor.

Cinsel taciz çocuğa anlatılırken: Anne ve babası dışında izin alarak da olsa hiç kimsenin çocuğun özel bölgesine dokunamayacağını , çocuklarını öperken ‘Seni öpebilir miyim?’ diye müsaade istenmesi, sıkıştırılarak sevilmemesi,  eş, dost ve akrabalar tarafından cinsel organlarına dokunularak, öperek, vurarak sevilmemesi, tuvalette benden başkası olmamalı , soyunma ve giyinmede yalnızlık’ ilkesi çocuğa verilmeli.


CİNSEL TACİZE UĞRAYAN KİŞİNİN BELİRTİLERİ :

Oturma ve yürümede zorluklar , cinsel bölgesinde pis koku ve akıntı, tuvalet yaparken ağrı (birden çok defa) , davranışlar da sinirlilik hali, içe kapanma , mutsuzluk, okula  gitmek istememe. Çocuk taciz veya  tecavüze uğradığı bir alandan uzaklaşmak ister. Bunu bir erkek yaptıysa diğer erkeklerin de ona dokunmasından rahatsız olur. Babasının bile dokunmasını istemez. Oyunlarında genellikle cinsel içerikli oyun canlandırması, Resimlerinde tacizi anlatan figürler çizmesi ,  uyku bozuklukları (yatağa kaçırma, kabuslar), iştahta belirgin değişimler, hiçbir nedene bağlanamayan fiziksel şikayetler ,İdrar/kaka kaçırma, soyunmaktan kaçınma , dokunmaktan kaçınma ,sıçrama refleksinde artış, aşırı tetikte olma hali,  bunların hepsi  birer ipucu niteliğindedir fakat aileler bunu direkt anlayamayabilirler. Böyle belirtiler gösteren çocuklara sahip ebeveynlere  çocuk psikiyatristine başvurmasını  öneriyorum.

Tacize toplumun genel bakışı, sosyoekonomik ve öğrenim düzeyi düşük bireyler  veya  kesimlerde  daha fazla olduğu yönünde olsa da ortaya çıkan vakalarda tacizcinin her sosyoekonomik düzeyde ve her öğrenim düzeyinde olabildiği görülmektedir. Yine yapılan birçok araştırma istismarın ya aile içerisinde ya da çocuğu tanıyan bir yakını tarafından gerçekleştirildiğini göstermektedir. Bu durum olayın gizlenme ve sürekli hale gelme olasılığını artıran önemli bir detaydır.

Cinsel tacizin artmasında medyanın rolünü de unutmamalıyız. İzlediğimiz filmlerin içeriğinin farkına vararak özendirici yayınları izlemekten kaçınmalıyız.

Aile çocuklarını korkutmadan, güven veren bir ses tonu ve sakinlikte, durumu sorgular gibi görünmeden son zamanlarda canını sıkan ya da onu zorlayan olayları ve kişileri sorabilirler. Bu davranışı sergilemekte zorlanacaklarını düşünen aileler bir uzmandan destek alabilirler. Çocuğun ilk açıklamasına verilen tepkinin oldukça önemli olduğu unutulmamalı. Çocuğa inanılmalı, kendisine olanların onun suçu olmadığı anlatılmalı. Çocuğun ailesi tarafından sevilmeye devam edeceğinin güveni verilmeli. Tacizcinin ona tekrar zarara vermesi ihtimaline karşı korunmalıdır.

Bu noktada adli makamlarla iletişime geçmek gerekir. Üstü kapatılarak veya olmamış gibi yaparak çocukların böylesi ciddi bir olayın üstesinden tek başlarına gelmesini beklemek yarardan çok zarar verecektir. Susmak veya susturmak yaraları derinleştirirken, konuşmanın iyileştirici olduğunu unutmayalım.
Tacize uğrayan kişi olayın akabinde adli makamlara başvurmaktan korkabilir. Ama, ilerleyen zamanlarda başvurmak istediğinde delilerin korunması için vakadan sonra duş alınmamalı, adli tıptan rapor alınmalı, taciz esnasındaki kıyafetler yıkanmadan saklanmalı, taciz eden kişiden gelen her türlü görsel ve yazılı materyaller saklanmalıdır.
Olayın açığa çıkması sonrasında kişiye adli süreçler konusunda bilgilendirme yapmak gerekir. Ona nasıl bir süreç yaşanacağını önden basitçe anlatmak süreci daha az sorunlu yaşamasına yardımcı olacaktır.
Saygı ve Hürmetlerimle…    

Betül MERT   
SOSYOLOG/AİLE DANIŞMANI
 

Bu yazı 549 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum