Betül Mert

Betül Mert

[email protected]

Pandemi döneminde kaygının nedeni ve çözüm önerileri

17 Ocak 2021 - 11:05


Pandemi hastalığı dünya genelinde yaşayan insanların sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıklara verilen bir isimdir. Dolayısıyla hem fiziksel hem de ruhsal olarak dünyadaki tüm insanlarla benzer bir sürecin içinde olduğumuzu hepimiz biliyoruz.

Korona virüs sürecinde aile bireyleri zamanının çoğunu evde dip dibe geçirmesinden dolayı bazı krizler ortaya çıkmaya başladı. Sadece aileyi mi etkiledi? Tabi ki hayır.Toplumsal hatta evrensel olarak tüm dünyayı yaş, cinsiyet, ırk, kültür, din ve ekonomik durum ayırt etmeksizin etkileyen bir durum halini aldı.

Herkesin dışarıda sosyal bir yaşantısı vardı. Çocuklar hafta içi her gün okula gidiyor , oyunlar oynuyor sosyalleşiyordu. Çalışan kadın ve erkeklerin düzenli gittikleri işleri ,ev hanımlarının günlük rutinleri ve sosyal bir çevreleri mevcuttu. Virüsle birlikte herkesin gündelik  düzeninde  değişiklikler meydana geldi; yeni roller ve sorumluluklar eklendi.

Bu süreçten yetişkinler, yaşlılar özellikle de çocuklar etkilendi. Bazen öyle bir hal aldı ki fiziksel ve psikolojik sorunların hızlı bir şekilde boy gösterdiğini gördük. Pandemi sürecinde terapiye  en çok çocuklar ve gençler baş vurmaya başladı.. Psikolojik olarak en sık kaygı bozukluğu ve panik atak septomlarını görür oldum. Yaşlılar sık duyulan ölüm haberlerinden virüs bulaşacak iyileşemeyip öleceğim korkusunu yaşarken, çocuklar ve gençler ekranlarda her gün Koronavirüs tablosunu izleyen ebeveynlerinin kuşkulu bakışlarından rahatsız olmaya endişe duymaya strese girmeye başladılar. Ailesinde virüse yakalanıp kayıplar yaşayan bir çok aile olunca korkular çoğaldı. Çember daralmaya başladı sıra bize geliyor söylemleri halkın dilinde dolanmaya başladı. Üstüne birde yasakların başlamasıyla ekonomik sıkıntı oluştu. Bazı esnaflar iş kapatmak durumunda kaldı. İşsizlik arttı. Evine ekmek götüremeyen insanlar fazlalaştı. İşsiz kalan ve emekli olan kişiler sokağa çıkma yasağından dolayı tüm günlerini evde geçirmek zorunda kaldılar. İlk başlarda aile olmayı özlemiş Türk milleti olarak ev halkıyla olmak hoşumuza gitti. Zamanla çocukların online eğitim sürecinin başlamasıyla evlerde bir kaos oluştu. Her bireyin yaşadığı fiziki ortam bir değildi. Sessiz bir oda ve bilgisayar gerekiyordu. Bunları sağlayabilmek içinde maddiyat gerekliydi. Dar gelirli olan aileler bu süreçte olumsuz etkilendi. Annelerin rollerinin üzerine birde öğretmen rolü eklendi. Öğrencilerine Ders anlatmak zorunda  olan öğretmen anneleri unutmamalıyız. Hepsini ayakta alkışlıyorum.

Tüm günün evde geçirilmesi nedeniyle  hareketsizlik, aşırı yeme ,uyku düzensizliği gibi sağlık sorunları bütün yaş gruplarını etkisi altına aldı. Gençler ve çocuklar bu süreçte  arkadaşları ile birebir görüşme  imkanları olmadığından teknolojik aletlerle daha çok vakit geçirmeye başladılar. Hissedilen Aşırı kaygı ve yalnızlık nedeniyle ve anksiyete  bozuklukları ve depresyon toplumda fazlasıyla görülmeye başladı.

Özellikle Aile üyelerinin zamanının çoğunu evde geçiriyor olması zaman zaman Aile içi sorunlara ve dolayısıyla kriz durumuna yol açtı…


Bireylerin psikolojilerinin olumsuz etkilenmesiyle aile içi istenmeyen gerginlikler yaşanmaya başladı. Bu dönem herkes için bazı güçlükler söz konusu olabilir ne olursa olsun süreci yönetmeyi bilmeliyiz. Bu sürecin kalıcı olmadığını bir gün elbet biteceğini unutmamalıyız.
Pandeminin ruhsal etkilerinden korunmak için bazı  ipuçları  vereceğim:
 

  1. Anlayış ve hoşgörü ile birlik ve empati duygusunu güçlendirelim.
  2. Damgalayıcı tanımlamaları dilimizden uzak tutalım.
  3. Salgın ile ilgili haberlere ayırdığımız süreyi kısıtlayalım.
  4. Olumlu deneyimleri ve öyküleri paylaşmayı artıralım.
  5. Çevremizdekilere ve yakınlarımıza destek olalım.
  6. Duygularımızı karşı tarafa yapıcı bir dil ile aktaralım.
  7. Öfke anında eylem ve söylemlerimize dikkat edelim.
  8. Hareketsiz kalmamak için ev içi egzersizler, meditasyonlar, nefes eğzersizleri yapalım.
  9. Yeni rollerimizin de olduğunu unutmadan aile bireyleriyle rol dağılımı yapmaya dikkat edelim
  10. Aile bireylerinin de kendilerine ayırmaları gereken özel vakitlerinin olmasına izin verelim.
  11. Arada sosyal medya detoksu yapalım.
  12. Bu dönemde radikal kararlar almaktan kaçınalım.

Saygı ve Hürmetlerimle…

Betül MERT
SOSYOLOG/AİLE DANIŞMANI
 

Bu yazı 684 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Mustafa ÇELİKTEN
    1 ay önce
    Betül Hanım, çok güzel bir konuya değinmişsiniz ve ayrıntıları ile de anlatmışsınız, tebrik e teşekkür ederim. Prof. Dr. Mustafa ÇELİKTEN
  • Betül
    1 ay önce
    Tesekkur ederim Mustafa Çelikten hocam..
  • Betül MERT
    1 ay önce
    İlgi ve alakanız için ben teşekkur ederim sayın başkanım..Saygılar...