Dr. Servet Avşar

Dr. Servet Avşar

[email protected]

BAKAN DEĞİŞİKLİKLERİ VE BEKLENTİLERİMİZ

26 Nisan 2021 - 10:49

Uzun süredir dillendirilen kabine değişikliğinde, beklentileri tamamen karşılamasa da, hafta içinde bir değişim yaşandı. Bu değişim kamuoyunda memnuniyetle karşılanmıştır. Ancak, yeterli olmadığı yönünde genel bir kabul mevcuttur. Bu nedenle, daha geniş kapsamlı bir değişiklik için beklentiler devam etmektedir.
 Kabine de yapılan değişimin başlıca iki nedeni görünmektedir. Bunlardan ilki ve bence en önemlisi; Ticaret Bakanlığı’na kendi şirketinden dezenfektan alımı ile gündeme gelen Ruhsar Pekcan’ın sorumsuzluğunun kamuoyunda oluşturduğu hoşnutsuzluktur.
Değişimin görünen ikinci nedeni ise, Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tek başına çok büyük bir yapıda olmasıdır. Mevcut haliyle, bu kadar büyük bir bakanlığın işlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülemeyeceği yönündeki tespit ve değerlendirmelerdir.
 Bir de buna daha atandığı ilk günden itibaren, Çalışma Bakanı’nın bu görev için yanlış bir seçim olduğu, görevin yerine getirilmesinde yetersiz kalacağı yönünde oluşan olumsuz değerlendirmeleri eklersek, değişimin kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz.
 Sonuçta, Sayın Cumhurbaşkanımız gördüğü bu lüzum üzerine yaptığı bu küçük değişiklikle, bahsettiğim bu olumsuzluğu, kısmen de olsa gidermiş oldu. Ancak bu yeterli mi? Bana göre yetersizdir.
Kabinede Sayın Cumhurbaşkanımızın hızına erişemeyen, üstlendiği vazifenin bilincinde olmayan, hatta bakanlığını bile yeterince tanımayan bakanlarımız var. Bu nedenle hepimizin yeni bir değişiklik beklentisi var. Hiçbir zaman yaşanmaması gereken ve siyasi etiğe uymayan kötü bir olay üzerine de yapılmış olsa da bu değişikliği çok önemsiyorum.  Özellikle de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yeniden kurulması gayet isabetli bir karar olmuştur.
Tüm halkımızın sıkıntılı günler geçirdiği, Salgın sürecinin çalışma hayatına, giderek artan işsizliğe ve çığ gibi büyüyen yoksulluğa olan olumsuz yöndeki etkileri de dikkate alındığında, bakanlığın önemi çok açık bir şekilde anlaşılabilir.
Yine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevine, benim de çok uzun süredir tanıdığım ve takip ettiğim Prof. Dr. Vedat Bilgin hocamızın bakan olarak atanması da son derece yerinde bir seçim olmuştur diyebiliriz.
Çünkü Çalışma hayatı ve sosyal güvenlik sistemleri, toplumların güven ve huzuru kadar siyasal iktidarların ömürlerinde de belirleyiciliğe sahiptir. AK Parti hükümetlerinin de her dönem üzerinde önemle durduğu bir konu olmuştur.
 AK Parti hükümetlerinin tüm programlarında, Sosyal devlet anlayışının gereği olan hususlara özel bir önem verilmiştir.  Her bir vatandaşımıza, hayatın riskleri karşısında, muhtaçlığa düşmeden insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlaması için ne gerekiyorsa sağlanmıştır.
 Bu kapsamda, sosyal güvenliğin, vatandaşlarımızın hastalık, işsizlik, yaşlılık ve ölüm sebebiyle geçici veya sürekli olarak kazançtan mahrum kalması durumunda düşeceği fakirlik karşısında korunmasına yönelik son derece önemli birçok hizmetin hayata geçirilmesine öncülük etmiştir. Bu öncülüğüne de devam etme karar ve azmindedir.
Eski dönemlerde olduğu gibi, bugün de kararlı bir şekilde yapılması gereken iki önemli iş bulunmaktadır. Bunlardan birincisi büyüme, ikincisi de istihdamdır. Bu iki işin büyük ölçüde gerçekleştirildiği ülkemizde, işveren ve işçi sendikaları bakanlığın sosyal ortakları konumundadır.
Bu nedenle yeni dönemde işveren ve işçi sendikaları ile birlikte uyumlu bir şekilde sorunların kaynağına inmek suretiyle çalışılması gerekmektedir. Çalışma ilişkilerinde barışı ve hakkaniyeti hâkim kılan, istihdam yaratan bir anlayışla ülkemizi daha ileriye taşırız.
İşte bu denli önemli bir anlayışa sahip, bir hükümetin hantallığa ve tembelliğe de tahammülü olamayacağı ortadadır. Bu nedenle böyle önemli bir bakanlığa işinin ehli, liyakat sahibi bir atamanın yapılması son derece önemlidir.
Diğer taraftan mevcut kabinedeki bakanlarımız, performansları açısından vatandaş gözüyle değerlendirildiğinde, birkaç bakanımız haricinde beğeniye layık görülmemektedir. Bunun sebeplerini şu şekilde sıralayabiliriz: her şeyi Sayın Cumhurbaşkanımızdan beklemeleri, O’nun stratejiler üreten, siyasi kavrayış ve zekâsıyla bütünleşebilecek, bir bilgi birikiminden çok uzakta olmaları, işin içinden gelmemeleri, siyasetin ve vatandaşın beklentilerini yeterince görememeleri…
Peki, bizleri bu düşünceye sevk eden nedir? Sayın bakanlarımızın atandıkları ilk günden itibaren, yapmış oldukları hatalar ve aldıkları yanlış kararlardır. Son derece hızlı gelişen gündem karşısında yetersiz kalışlarıdır.
Şahsen benim de gördüğüm bu olumsuzluklar, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, AK Parti’yi ve hükümetimizi son derece olumsuz etkilemektedir. Bu olumsuz değerlendirmelerin sonucunda; kamuoyunca konuşmaları ve davranışları hoş karşılanmayan liyakatsiz bakanlarımızın yerine, bilgili ve halkın sevgisini kazanan değerlerimizin atanması yönünde büyük bir beklenti oluşmuştur.
Diğer taraftan görevden alınan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın yaptığı yanına bırakılmamalı, yaptığı bu açgözlülüğün hesabı sorulmalıdır. Bu hesap sorulmazsa, millet vicdanında her zaman kötü bir algı olarak yer edecektir. Hepimizin beklentisi, bakanlıktan haksız bir şekilde her ne alınmışsa aynen iadesinin sağlanmasıdır.
Atanan bakanlarımızdan ve atanacak diğer bakanlarımızdan ülkemize hizmet etme adına aldıkları görevin sorumluluğunu bilerek, önce milletimize verdikleri sözün, sonra da Sayın Cumhurbaşkanımızın kendilerine duyduğu güvenin gereğini yerine getirmelerini bekliyoruz.
Güçlü Türkiye idealimiz doğrultusunda, Sayın Cumhurbaşkanımızın geçmiş hükümetler döneminde de gösterdiği hassasiyeti, ilgili bakanlıkların bu konudaki çalışmalarını hepimiz biliyoruz.  
 Bu kapsamda bakanlarımızın da asıl hedefleri; servet edinmeden, keselerini doldurmadan ziyade, milletimize hakkıyla hizmet etmek olmalıdır. Kendilerinden önceki yapılan tüm güzel çalışmaları ve ihtiyaç duyulacak diğer çalışmaları olabildiği hızlı bir şekilde gerçekleştirmek olmalıdır.  
 

Bu yazı 78 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum