Dr. Servet Avşar

Dr. Servet Avşar

[email protected]

ÇERKES SÜRGÜN VE SOYKIRIMINI ANLAMAK

23 Şubat 2021 - 13:08

Geçen Hafta Kayseri’de Kent Türk Tv ekranlarında “Stratejik Analiz” programında; Erkibeğ Uygurtürk, Kayseri Birleşik Kafkasya Derneği Başkanı Cemil Görücü, Araştarmacı-Yazar Doğan Özden ve Kayseri AK Parti Milletvekili Av. Hülya Nergis Atçı ile Büyük ÇerkesSürgün ve Soykırımıhakkında çok önemli değerlendirmelerde bulunduk.

Programda; Ruslar’ın Çerkesler’eyapmış olduğu sürgün ve büyük soykırım,Çerkeslerin sürgün sonrasında yaşadığı sıkıntılar, Osmanlı Devleti tarafından iskânı, mevcut sorunları vehükümetten beklentileri gündeme getirilen konulardandı.
Bir tarihçi olarak, aralarında büyüdüğüm ve büyük desteklerini gördüğüm bu güzel insanların, Çerkeslerin yaşadığı çok büyük bir insanlık trajedisini yazmayı bir görev ve vicdan borcu olarak görmekteyim. Rusların Kuzey Kafkasya’da Çerkeslere uyguladığı, büyük sürgünü ve soykırımını özet bir şekilde de olsa, bir kez daha ifade etmenin faydalı olacağı düşüncesindeyim.
Kendi içerisinde pek çok farklı etnik çeşitliliğe sahip olan ve şu an dünyanın farklı noktalarında yaşayan Çerkesler, Batı Kafkasya’nın yerli halklarından biridir. Binlerce yıldır bu coğrafyada yaşamıştır. M.Ö 6. yüzyıldan bu yana Azak Denizi, Karadeniz ve Gürcistan’a kadar uzanan kıyıların ve toprakların oluşturduğu bölge, anavatanları kabul edilir.
Çerkes kimliğinin etnik ve sosyal yapısına baktığımızda, Kuzey Kafkasya’nın demografik unsurlarının, Adige(Şapsığ, Abzakh, Hatukay, Beseney, Kabardey vs.), Abhaz ve Ubıh’lar başta olmak üzere, Çeçen-İnguş grupları ve Dağıstan bölgesinde yaşayan (Avar, Lak, Lezgi vb. kabileler) tarihi yerli halklar ile bölgeye sonradan gelip yerleşen halklar olan Türk kökenli Karaçaylar, Balkarlar, Nogaylar, Kumuklar ile aslen İndo-Germen kökenli bir halk olan Osetler’den oluştuğunu görüyoruz.
Bulundukları jeopolitik konum nedeniyle Kuzey Kafkasya coğrafyası ve üzerinde yaşayan Çerkes halkı, tarih boyunca birçok saldırıya ve işgale maruz kalmıştır. 4.yüzyılda: Hunlar,6.yüzyılda: Avarlar, 7.yüzyılda: Hazarlar, 10.yüzyılda: Rus Timurakan Prensliği tarafından işgal edilen Çerkes yurdunda asıl yıkıcı darbe13yüzyıldaki Moğol istilası ile olmuştur. Daha sonrasında ise 14.Yüzyılda bir Timur istilasını yaşamıştır.
Bütün bu dönemlerde, çok ağır şartlarda yaşayan Çerkesler, 16.Yüzyılda Ruslar’ın bölgeye gelmesiyle birlikte tamamen bağımsızlıklarını kaybetmiştir. Çarlık Rusyası,1556’dan 1864’e kadar geçen mücadelelerde, Çerkeslere bir türlü boyun eğdiremeyince, onları yaşadıkları bölgelerden sürgün etmeye karar vermiştir.Bu amaçla sistemli politika uygulamaya başlamıştır.
21 Mayıs 1864’te başlatılan sürgünle birlikte büyük bir soykırımda yaşanmıştır. Resmi olmayan rakamlara göre 1.500.000 kişi Rusya’nın çeşitli limanlarından toplu halde Osmanlı topraklarına sürüldü.
 Çerkeslerin Osmanlı topraklarına sürgün edilmesiyle birlikte ülkenin büyük bölümünde Çerkes yerleşimlerinin varlığı sona ermiştir. Çerkeslere uygulanan bu zorunlu göç ve soykırım sonrasında Çerkesya’nın etnik haritası da değişmiştir.Rus ordusu, boşaltılan ve yakılıp yıkılan Çerkeslerin topraklarına Rus, Ukraynalı, Ermeni, Gürcü ve diğer topluluklardan insanları yerleştirmiştir.
 Nüfuslarının %75’i sürgün edilen Çerkeslerin büyük bir kısmı sürgün sırasında hayatlarını kaybetmiştir.Bu sürgün boyunca; yol şartlarının çok ağır olması, salgın hastalıklar ve açlık yaklaşık olarak, 400-500 bin Çerkesin hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Bunun adı soykırımdır. Bu nedenle günümüzde bile sürgün ve soykırım Çerkesler için çok acı vermektedir.
Bu kelimelerin anlamlarını inceleyecek olursak onların ne kadar haklı olduğunu da anlayabiliriz. Bunlardan ilki olan sürgün; ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse veya topluluk, şeklinde tanımlanmaktadır. İkincisi olansoykırım ise; bir insan topluluğunu, ulusal, dinsel, politik vb. sebeplerle imha etmek, katletmek olarak tanımlanmaktadır.
Bu kelimelerden hareketle Çerkeslere uygulanan zorunlu göç ve büyük soykırımı biraz daha açmak istiyorum. 1556 yılında tahta geçen Çar 4. İvan’la başlayan ve 1864 yılına kadar süren savaşlar sonunda,Çerkesleri kitlesel olarak imha etmek istemişlerdir. Bunun tek nedeni Kuzey Kafkasya’nın işgal edilmesidir.
İşte bu noktada 21 Mayıs 1864 tarihiyaşanacak acı günlerin ve Kuzey Kafkas halklarının sürgüne zorlanmasının başlangıcı olarak bilinmektedir. Bu tarihle birlikte, 300 yıl süren Kafkas-Rus savaşları sona ermiştir. Bu tarihten sonra, dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmışlardır.
Bu kapsamda, Osmanlı topraklarına sürgün edilen Çerkes sayısının 500 bin ile 2 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir. Fakat,zorunlu göçe tabi tutulanÇerkeslerin yaklaşık üçte biri yollarda ve yerleştirildikleri bölgelerde, hastalık, açlık ve kötü yaşam koşulları nedenleri ile yok olmuştur.
Bu nedenle Osmanlı topraklarında kendilerine yeni bir yaşam kurabilen insanların sayısının yaklaşık 1 milyon kişi olduğu tahmin edilmektedir. Sonuç olarak söylememiz gerekirse; Rusya Çerkes halkınatam anlamıyla soykırım, sürgün ve asimilasyon uygulamıştır.Buna karşılık, Osmanlı devleti dışında tüm dünya kamuoyunu sessiz kalmıştır. Çerkeslerin yaşamış olduğu soykırımı tanıyan tek ülke Gürcistan’dır. Gürcistan tarafından soykırım olarak görülen bu büyük trajedi ülkemizde sadece “yas günü” olarak geçiştirilmektedir. Ne yazık ki Gürcistan’ın gösterdiği asil duruş gösterilmemektedir.
Bu durum, Türkiye’de yaşamakta olan2.5 milyona yakın Çerkes tarafından üzüntü ile karşılanmakta ve hükümetimizden bir an önce büyük soykırımın Türkiye Büyük Millet Meclisinde resmen tanınmasını beklemektedir.
Ayrıca bu trajedinin gelecek nesillere aktarılabilmesi için bir soykırım müzesinin açılması, her nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar, tüm temel insan haklarının güvence altına alınması ve korunması; Kuzey Kafkasya’ya dönüş hakkının kabul edilmesi ve uğradıkları tarihsel haksızlığın etkilerinin telafi edilmesini beklemektedir.
Yinebaşta dilleri olmak üzere, her türlü gelenek ve göreneklerinin yaşatılması için çalışan Çerkes derneklerinin, kamu yararına dernekler olarak kabul edilerek, finans desteğinin verilmesini istemektedirler. Çerkesçenin yaşatılması için, okullarda seçmeli ders olarak okutulmasını ve Çerkes Tv’nin kurulmasını sabırsızlıkla beklemektedir.
Sonuç olarak, büyük bir sürgün ve soykırımı yaşamış, büyük acıların içerisinde gelenek ve göreneklerini unutmamış ve unutmak istemeyen bu güzel insanlarımızın hükümetimizden istedikleri şeyler çok da büyük değildir.
Bu nedenle dile getirmiş olduğumuz haklı istek ve beklentilere bir an önce olumlu cevap verilmelidir. Çerkes kültürünün barındırdığı saygı odaklı zenginliğinin tüm toplumumuzda yaygınlaşması dileğiyle, Rabbim birlik ve beraberliğimizi sonsuza kadar daim kılsın inşallah…

Bu yazı 629 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum