Dr. Servet Avşar

Dr. Servet Avşar

[email protected]

Erken Seçim Tartışmaları ve Yeni İttifak Arayışları

10 Nisan 2021 - 14:44 - Güncelleme: 10 Nisan 2021 - 16:01

Erken Seçim Tartışmaları ve Yeni İttifak Arayışları
Dr. Servet AVŞAR
31 Ocak 2021 tarihinde “Erken Seçim Gerekli mi?” isimli köşe yazımda, muhalefetin erken seçim isteklerini ve mevcut ittifaklar konusundaki değerlendirmelerimi siz değerli okurlarımla paylaşmıştım. Bu yazımda millet ittifakının partilerince, erken seçim ve “güçlendirilmiş parlamenter sistem” isteklerinin sistematik bir şekilde dillendirildiğini söylemiştim.
Ocak ayının son günlerinden, günümüze kadar geçen süre içinde de erken seçim isteklerini her fırsatta dile getirdiklerini görmekteyiz. Yine bir erken seçim ihtimaline karşı da mevcut ittifaklarını güçlendirmek için çalıştıklarını izlemekteyiz. Millet İttifakı içerisinde yer alan İYİ Parti’deki HDP’ye karşı olan kırılganlıktan dolayı, HDP’yi şirin gösterme ve iki parti arasında Meral AKŞENER şahsında bir yakınlık kurma yolunda bir strateji geliştirdiklerini biliyoruz.
Son günlerde ise HDP’nin de içinde bulunacağı Kürt oylarına talip olduğu her halinden belli olan yeni kurulmuş siyasi partilerle 3. bir ittifak oluşturma gayreti içine girilmiştir. Amaç; ne suretle olursa olsun, Cumhur İttifakını dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidardan uzaklaştırmaktır. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylemiyle “dostlarla” iktidar olmaktır.
Ekonominin iyi yönetilmediğini ileri sürerek, pandemi koşullarının olumsuz koşullarından mümkün olduğunca istifade ile iktidarı yıpratma ve halkın gözünden düşürücü bir söylem ve propaganda birliği içerisinde siyaset izlemekteler. Aslında, siyasi partiler tarafından sistemin tıkanması durumunda, zemin ve şartları oluştuğu sürece seçimlerin gündeme getirilmesi son derece doğaldır.  Bu durum zaten siyasi partilerin varlık sebebidir. Halkın yararına siyaset geliştirmek, siyasetin çıkmazlarını açmak tüm siyasi partilerin görevidir.
     Ancak, normal olmayan tarafı 2023 seçimlerine henüz 2 yıl gibi bir süre varken, daha önce birçok kez zamanında yapılacağı söylenmesine rağmen,  Milet ittifakınca bunu anlamazlıktan gelinerek, her fırsatta gündeme getirilmesidir. Bütün bu erken seçim çağrılarına AK Parti’den ve MHP’den gelen cevap hep aynı olmuştur. “Seçimler zamanında yapılacaktır. 2023’ten önce bir seçim gündemimizde yoktur” şeklinde olmuştur.
Çok açık bir cevap olmasına rağmen, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu erken seçim talebinden bir türlü vazgeçmemiştir. ABD Başkanı Joe Biden’ın “mevcut iktidarı yıkmak için muhalefetin örgütlenmesi” şeklindeki sözlerinden de güç alarak, iktidara olan söylemlerinde suçlayıcı son derecede sert bir ifadeler kullanmaktadır. Erken seçim isteklerini yenilemektedir. Ocak ayından günümüze çeşitli ortamlarda bu talebini fırsat buldukça tekrarlayan Kemal Kılıçdaroğlu’na en sert cevaplar yine Sayın Dr. Devlet Bahçeli tarafından verilmiştir.
Mart ayı başından itibaren verilen cevaplar analiz edilirse, Kemal Kılıçdaroğlu’nun erken seçim isteğinin kaynağı da çok açık bir şekilde görülebilir.  Sayın Dr. Devlet Bahçeli’nin Mart ayı başında erken seçim talebi için vermiş olduğu cevapta; bir kez daha 2023’ü işaret edilmiştir.  Bu konuşmada Devlet Bahçeli şu ifadelere yer vermiştir;
“ …Erken seçim tartışmalarının sıcak gündemde tutulması maksadıyla, sipariş açıklamalar yapan gafillerin, 2023 yılının Haziran ayını beklemek durumunda olduklarını bir kez daha hatırlatmayı lüzumlu görüyoruz.
Türk milleti, Cumhuriyeti'nin yüzüncü yıl dönümünü bir yanda bahtiyarlıkla kutlayacak, diğer yanda bizatihi kendi tarihi ve egemenlik haklarını savunarak Cumhur İttifakı’nı ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni demokratik zaferle taltif edecektir. Türkiye’nin geleceği heba edilemez, etmek için ortam kollayanlara fırsat verilemez”.
30 Mart tarihinde yapmış olduğu bir başka açıklamasında ise; “Sonbaharda seçim olur diyenler, boşuna heveslenmesin. Seçim zamanında yapılacak bu millet ufkunu daraltan zilleti kaçtığı yere kadar kovalayacaktır. Kılıçdaroğlu ve İP’e dolanmış yoldaşları, boşuna heveslenmesin, boş yere umutlanmasın, seçim zamanında yapılacak, bu millet ufkunu karartan zilleti önüne kattığı gibi kaçtığı yere kadar kovalayacaktır. Süveyş Kanalı’nda bir tanker nasıl karaya oturmuşsa, zillet ittifakı da öyle sandığa çöküp kalacak, Allah’ın inayetiyle, milletimizin emsalsiz iradesiyle boyunun ölçüsünü alacaktır. Bu çıkar ittifakı dünyanın kaç bucak olduğunu  2023 Haziranı’nda inşallah görecektir. Zafer Cumhur İttifakı’nın olacak, Cumhuriyet’in yüzüncü yıldönümünde yeni bir tarih yazılacaktır” ifadelerini kullanmıştır.

Yine bu konuda, Sayın Dr. Devlet Bahçeli, Twitter’dan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır;

“ …  Bir diğer ele alınması gereken konu ise şudur: Kılıçdaroğlu, HDP’li işbirlikçileri ve İP’li yoldaşları devamlı Sonbaharda seçim olabileceğini konuşuyorlar. Yok diyoruz, anlamıyorlar. Seçim zamanında olacak diyoruz, zihni melekeleri tıkalı olduğundan algılayamıyorlar.

  Daha ilginci, televizyon ekranlarında sabit ama haftalık ücret mukabilinde yorum yapan bildik isimler, Kılıçdaroğlu’ndan aldıkları asparagas sufleleri cansiperane savunuyorlar, servis ediyorlar, nöbetleşe gündem işgaline soyunuyorlar. Ne söylesek nafile, hep aynı havadalar…”; “…Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçiminin nasıl olacağı, bu konudaki gerek ve yeter şartların nelerden teşekkül ettiği bu hacıyatmazlar tarafından ya bilinmiyor ya da bilinse de gerçeğin üzeri örtülüyor.
  TBMM’de seçim kararının alınması için ihtiyaç duyulan çoğunluğa sahip olmadan, Cumhurbaşkanı’nın da bu konuda net tavrı bilinmesine rağmen, Sonbaharda seçim olabilir demek Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal huzurunu hançerlemek isteyenlere hizmettir.
  Peki, bunun neresi demokrasidir? Neresi özgürlüktür? Neresinde adamlık ve ahlak vardır? Televizyon sahipleri acaba, Kılıçdaroğlu’nun seçim spekülasyonun gündemde kalması için gizli ve gizemli bir destek mi vermektedir? Boş lafa, boş tantanaya, boşuna çabaya karnımız toktur”.
Bu erken seçim taleplerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Cahit Özkan tarafından da 30 Mart 2021 tarihinde benzer yönde bir cevap verilmiştir. Erken seçim tartışmaları ile ilgili olarak konuşan Cahit Özkan şu değerlendirmeleri yapmıştır:
“Bugüne kadar da zaten Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin öngörmüş olduğu, seçimlerin zamanında yapılmasına dair arzu milletimizin de beklentisiydi. Bu çerçevede bugüne kadar sürekli seçim beklentisi içinde olanlar, her daim güncelledikleri yeni seçim tarihleriyle milletimizin kafasını karıştırmaya gayret ettiler.
Tekrar söylüyoruz, bu ülkede seçimler, milletimizden aldığı yetkiyle milletimize hizmet borcunu ödeyen AK Partinin, Cumhur İttifakının bir sonraki seçim tarihi anayasal olarak ne zaman öngörülüyorsa o tarihe kadar hükümetimiz Cumhurbaşkanımız görevi başındadır.
Bundan önce seçim istemek demokrasiye, milletimizle yapılmış olan sözleşmeye aykırıdır. İnşallah 2023 yılında, Cumhuriyetimizin 100. Yılında, millete hizmet borcunu ödemiş olan hükümetimiz yeniden yetki almak için, yeniden milletimize hizmet etmek üzere seçim vakti saatinde yapılacaktır.”     
Görüldüğü üzere; Kılıçdaroğlu ve ortakları tarafından dile getirilen erken seçim talepleri, her seferinde Cumhur İttifakınca olumsuz bir şekilde cevaplandırılmıştır. Cumhur İttifakının bir sonraki seçim tarihinin, anayasal olarak ne zaman öngörülüyorsa o tarih olduğunu belirtilmiştir. Bu tarihten önce bir seçimin gündemlerinde olmadığı ve seçim tarihine kadar, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hükümetimizin görevine devam edeceği ifade edilmiştir.
Durum böyle iken, Millet İttifakı’nın görünmeyen ortağı HDP’den yeni bir atak gelmiştir.   Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “demokrasi güçlerinin beş temel ilke etrafında bir araya gelebileceğini” söyleyerek, “…bana göre, eğer muhalefetteki milliyetçi odaklar demokrasi ittifakına ısrarla engel olmaya devam edeceklerse bu durumda HDP’nin öncülüğünde üçüncü bir ittifak, ‘demokrasi ittifakı’ olarak ilan edilebilir” diye açıklamada bulundu. Bu ittifaka girebilecek partiler de daha önceden de yazdığımız gibi Cumhur İttifakı karşısında mevzilenmiş durumdadır.
Görüldüğü üzere; Cumhur İttifakı’nın kararlı yürüyüşüne ve milletimizden aldığı desteğe bir türlü engel olamayan kesimler, bu birlikteliğe karşı sürekli yeni stratejiler geliştirmektedir. Hedef bellidir. Mevcut birlik ruhunun yıkılarak, yerine dışarıdan emir ve talimat alan, emperyalist güçlerce kolayca idare edilebilen bir yönetimin iktidara getirilmesidir.
Sonuç olarak; bizler de yapılmak istenenin farkında olarak, Cumhur İttifakı’nın ruhuna uygun bir şekilde, ülkemizin birlik, beraberliği ve geleceği için samimiyetle çalışmalıyız. Allah Milletimize hizmet yolunda beraberliğimizi ve başarılarımızı sonsuza kadar daim kılsın. 
 

Bu yazı 113 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum