Kadir Uğurlu

Kadir Uğurlu

[email protected]

TÜRKÜLERİ YAKANLAR - 1

31 Mart 2021 - 18:03 - Güncelleme: 31 Mart 2021 - 18:23

"Halkların türkülerini yaratanlar, kanunları yapanlardan daha güçlüdür ."
Miletli Filozof Thales, böyle söylemiş vakti zamanında. 
Biz türküleri yakanlar diyeceğiz...
Anadolu kültürünün türkülerle olan bağı da düşünülecek olursa üzerine eğilmekte fayda olacağı su götürmez bir gerçekliktir, Thales'in dillendirdiği.
Ne yazık ki; türkülerle haşir neşir bir toplum olmamıza rağmen türküleri yakanlara aynı hassasiyeti zaman zaman göstermemişiz! Bu yazımızda daha çok öykücülüğü ile tanınan, şiir yazan, şiirleri türküleşen bir ismi okuyacaksınız;
Sabahattin Ali...
***
1907'nin bir Şubat gününde Bulgaristan'a bağlı, Eğridere ( şimdiki adı Ardino)'de dünyaya gelir Sabahattin Ali. 
Babası Ali Salahattin, dönemin Jön Türk hareketine sempati ile yaklaşan, flüt ve mandolin çalan, edebiyat düşkünü birisidir. Dostu Prens Sabahattin'den ötürü oğlunun adını Sabahattin koyar. 
Gel zaman git zaman büyür. 
Öğretmen olur. 
Genç Cumhuriyet'in  yabancı dil öğretmenlerine ihtiyacı vardır. 
Sabahattin Ali, Maarif Müdürlüğü'nce Almanya'ya gönderilir. Almanya izlenimleri ise hepinizin malumu "Kürk Mantolu Madonna" romanına zemin hazırlar. 
Dergilerde yazıları, hikâyeleri çıkmaya başlar. Resimli Ay adlı dergi Sabahattin Ali için dönüm noktası olur. Öyleki dergi; antiemperyalist, demokrat yapısı ile öne çıkmaktadır. Sabahattin Ali bir anlamda taraf olmuştur. 
***
Hayatı hep bir çalkantı içinde geçen Sabahattin Ali cezaevine düşer. Sinop Cezaevi. 
Dillere pelesenk olan, Hababam Sınıfı'nın meşhur sahnesi ile akıllara kazılan bir türkü çıkar ortaya; "Aldırma Gönül Aldırma."
"Başın öne eğilmesin, 
Aldırma gönül aldırma.
Ağladığın duyulmasın,
Aldırma gönül aldırma." der zaman zaman. 
Gün gelir hapishane hayatı ağır gelir. Doğadan uzaktadır. Deniz, yeşil, gökyüzü çeker yüreği. Ahmet Kaya'nın sesinden hatırladığımız bir başka türkü dökülür akıllara. "Geçmiyor Günler Geçmiyor."
"Burda çiçekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor.
 Yıldızlar ışık saçmıyor, 
Geçmiyor günler geçmiyor."
***
Davalar, mahkemeler, saldırılar derken bunalır Sabahattin Ali. Kararını vermiştir. Ülkede yapamayacağını düşünür. Tek çare vardır; gitmek. 
"Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer" diyerek ince bir sitem bırakır, insanlarına. 
Söz konusu yazısında; " Biz demişiz ki: Bu memleketin istiklali her şeyden üstündür. Milletin oluk gibi kan akıtarak kazandığı bu istiklali, siyasi oyunlara alet edip elden kaçırmayalım, sömürücü devletlerin elinde oyuncak olmayalım!..
Cevap vermişler; Hain, satılmış, Bolşevik ajanı. 
Biz demişiz ki: Yıllardan beri arkası gelmeyen dalavereler, arsa oyunları, memleket dışına para kaçırma rezaletleri, esrarı çözülemeyen cinayetler, millet malı soygunculukları alıp yürümüştür. Bu gidişatın sonu hayra çıkmaz. 
Cevap vermişler; Müfsit, tesvirci, komünist!..
Biz bir fikir ortaya atmışız, onlar bize cevap yerine, küfür savurmuşlar..." sitemini somutlamıştır. 

Kürk Mantolu Madonna, İçimizdeki Şeytan, Kuyucaklı Yusuf gibi romanları, Değirmen, Kağnı, Ses, Yeni Dünya, Sırça Köşk başlıkları ile onlarca öyküyü bırakmıştır geriye. 
Yaşamı gibi ölümü de tartışmalı olur Sabahattin Ali'nin. Kimine göre MİT eliyle, kimine göre polis sorgusunda, kimine göreyse katili olduğu söylenen Ali Ertekin tarafından; milli hislerine dokunduğu için kafasına taşla vurularak öldürülür. 
Tarih 1948'dir. 41 yaşındadır. 
Bir dağ başında, bir çoban tarafından bulunur cesedi. 
Sonrası kayıp!
Bir mezarı bile olmaz kızı  Filiz Ali'nin çiçek bırakacağı. 
Ölümüne yakılan ağıt gibidir bir şiiri;
"Birgün kadrim bilinirse, 
İsmim ağza alınırsa, 
Yerim soran bulunursa,
Benim meskenim dağlardır." 
Gel gelelim, hangi sebepten olursa olsun Sabahattin Ali'ye kıyanlar  türküleri, şiirleri, öyküleri susturamamışlardır.
Çünkü; 
Ne demiştik yazımızın başında, halkların türkülerini yakanlar, kanunlarını yapanlardan daha güçlüdür! 

Kaynakça: Asım Bezirci - Sabahattin Ali - Evrensel Basım Yayın

Bu yazı 247 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum