Kadir Uğurlu

Kadir Uğurlu

[email protected]

ZELİŞ...

02 Mart 2021 - 14:38 - Güncelleme: 03 Mart 2021 - 13:55


Kasım 1960'da bir köy evinde dünyaya geldi.  
8 çocuklu ailenin 3'ncü çocuğuydu.
Çocukluğu şimdilerde sadece duvarları kalmış bir evde geçti. 
Gençliğe adım attığı dönemlerde evin bitişiğindeki ev yapıldı. 
Kardeşleri kova kova su, harç, taş taşıdı...
Yaşıtları okula giderken, her köy yaşamında rastlanan talihsizlik ona da geldi. 
Kız çocuğuydu, nüfus kalabalık, sofrada boğaz fazlaydı. 
Okula gönderilmedi. 
Tarla, bağ, bahçe çalıştı. 
Ekmek yaptı, koyunlardan süt sağdı, batos önünde buğday ayıkladı. 
O zamanlar taksi, maksi hak getire.
Upuzun yolları yürüye yürüye, koşa koşa geçti. 
Kış için keven, bahçe için gübre topladı. 
Sırtında dikenler, ayağında sızı. 
Gün geldi kendi deyimiyle "kocaya verdiler."
Düğün günü taşınır platform filan yoktu. 
Traktör kasasından koca evine geldi. 
Eve inerken kocasının el uzatmamasını unutmadı hiç. 
Gel zaman git zaman söz çoğaldı. 
Anlaşıldı ki; çocuğu olmuyor. 
Saçına ilk ak o zaman düştü. 
Ağladı, küstü, kırıldı.
Yine bir köy evi..
Dediler "bakıma muhtaç bir bebek... iki haftalık."
Aldı, bağrına bastı. 
20 sene sonra bir evlat sahibi oldu. 
Bir erkek evlat annesi. 
Gecelerce başında bekledi. 
Ateşine baktı. Nefesine dokundu. 
Usul usul saçlarındaki aklar çoğaldı. 
Ak bir denize dönüşen saçlarla büyüdü çocuk. 
Okullara gitti. 
Sınavlara girdi. 
Her sınava oğluyla girdi Zeliş.
Oğlu üniversite kazandı. 
Üniversiteli oldu Zeliş. 
Okuması yazması olmadı. 
Bir kitap bulsa istekle baktı. 
Anlamadan, bilmeden. 
Bazen "oku" dedi oğluna. "Ne okuyorsan bana da oku."
Yine de mutluydu. 
Oğluyla okudu, üniversiteli bir evlat annesi oldu. 
Ona yetti. 
Tolstoy, 
Dostoyevski, 
Aytmatov, 
Yaşar Kemal, 
Nazım, hiç birini bilmedi. 
Uzun lafın kısası, sessiz sedasız yaşadı. 
Gölge gibi sessiz. 
Bir sabah aynı sessizlikle çekildi dünyadan. 
Saçlarındaki aklar daha bir ak. 
Bir deniz aklığında. 
Adı Saliha. 
Dili dönmeyenler Zeliha diye seslendi. 
Konu, komşu, Zeliş... 
Kimse bilmedi Zeliş'i. 
Kaygıları, düşleri, neşesi. 
Bir Anadolu kadınının sıradan sessiz hikayesiydi bu. 
Kayda düşmedi. 
Ölümünden başka varlığı. 
Toplumun görmediği, duymadığı ses olarak kaldı Zeliş... 
8 Mart'a yaklaşırken kayda düşmeyen bir kadını anlattım. 
8 Mart'ta Tarihin Kadınlarını yazacağım. 

Bu yazı 196 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum