Nuh Mehmet Deniz

Nuh Mehmet Deniz

[email protected]

İNGİLİZ MATRUŞKASI

15 Mayıs 2021 - 17:19

1853 yılında İstanbul’da doğan tam adı Hüseyin bin Muhammet el Hasani el Haşimi olan; Şerif Hüseyin diye tanınan İngiliz Matruşkalarından birisidir. Hayatının büyük bir bölümünü İstanbul’da geçiren bu şahsın ideali, İngilizler’e hizmet etmek ve Türklere ihanet etmektir. İngilizlerden askeri, mali ve istihbari destek alan Şerif Hüseyin bugünki Ortadoğu denen coğrafyanın kaderinin barıştan savaşa, huzurdan kaosa, mutluluktan kan ve gözyaşına çevirilmesine neden olmuştur.

Şerif Hüseyin Mekke emiri olan amcası Avnürrefik ile pek anlaşamadığı için 1892 yılında Osmanlı Hanedanlığı tarafından  İstanbul’a çağrılarak Şura-yı Devlet üyesi olarak atandı. 1908 yılında amcasının vefatı üzerine Mekke Emiri olarak görevlendirildi. İstanbul’da yaşadığı dönemde çok fazla bürokrat, bankacı, büyükelçi ve istihbarat elemanı ile tanışan Şerif Hüseyin’in yoldan çıkması ve ihanet etmesi için İngiliz istihbaratı ağlarını örmüştü.

Şerif Hüseyin’in İstanbulda yaşadığı dönemde İngilizler bir taraftan da İstanbul’da ki camiilerde ve medreselerde eğittikleri istihbarat elemanlarını Bağdat’ta, Basra’da, Şam’da, Mekke’de ve Medine’de konuşlandırmışlardı. Bölgenin küçük büyük aşiret reislerini ilk olarak rüşvete, sonra alkole ve son olarak da gayri ahlaki ilişkilere alıştırmışlardı. Bunların hepsini yaparken kutsal dinimizi ve peygamber efendimizi kullanmaktan çekinmiyorlardı. Kimisi aşiret liderini gece rüyasında peygamber efendimizle birlikte görüyor, kimisi mekana dışarıdan getirilen İngiliz kadınını Allah’ın hediyesi olarak algılanmasını sağlıyordu. Uyuşturucu günah olsada bir defadan bir şey olmazla başlanıp ipin ucunun bilinerek kaçırılması sağlanıyordu. Kandırılan bu aşiret reislerine tek hedef verilmişti O da İstanbul’da yaşayan Osmanlı Hanedenlığından kurtulmak, bağımsızlıklarını kazanmaktı. Çünkü aşiret reisleri öyle yada böyle Peygamber efendimizin soyundandı, Arap milletine mensuplardı. İngiliz istihbarat elemanlarının tanımı ile köylü Türklerin onları yönetmesi kabul edilemezdi. Hatta Arapça ile İngilizce, Fransızca ile Latince akrabaydı, dolayısı ile aslında Araplarla İngilizlerde akraba sayılırdı. Artık Şerif Hüseyin’in ailesinin de kabul ettiği bir mezhepleri bile vardı Vehhabilik. Osmanlıya hiç ihtiyaçları yoktu. Hilafeti de Osmanlı zorla ellerinden almıştı.
Hülasayı kelam Arap Milliyetçiliği İngilizler tarafından olgunlaştırılmaya başlanmıştı. Bu arada Musul ve Kerkük petrolleri ile ilgili İngiliz Shell Royal firması ile Alman Deutsche Bank firması müthiş bir mücadeleye girmişlerdi. 1912 yılında Osmanlı topraklarında petrol imtiyazını Almanya doğumlu İngiliz kökenli bankacı Ernest  Cassel tarafından imza altına alındı. Türkish Petrol Company kuruldu. Abdulhamit Han bu durumu önceden farkettiği için bölgenin yeraltı zenginliklerini Vakfı Hassaya devretmişti. Lakin Paitaht’ta Alman ve İngilizlerin  imtiyaz savaşları kıyasıya devam etmekteydi.

İngilizler Osmanlı İmparatorluğu İslam cografyasında nifak ekip petrol çıkarma işlemine başlamıştı. Birinci dünya savaşı sonrası dahil bölgedeki çıkarlarından hiç vazgeçmeyen İngiliz devleti bölgede onlarca devlet kurdurdu. Bölgedeki aşiretlerle akrabalık ihdas etti. Her zaman bir şerif, şeyh ve kral çıkardı. Arap halkına fukaralığın ve batiniliğin zirvesini yaşattı. 1920 yılında Filistin İngiliz mandasını kabul etti. 1948 yılında Filistin topraklarının %56 sı İsrail’e bırakılarak İsrail devleti kurduruldu. Artık Pandoranın kutusu açılmış oldu.

Türk devletine ihanet edenler artık İsrailoğulları’nın insafına muhtaç durumdadırlar. İngilizler ise hala fitne ekip Petrol çıkarmanın hesabını yapmaya devam etmektedirler. İngilizlerin Matruşkaları ise hep aynı; din, asabiye, para ve ihanet …

Not : Haftaya Musul meselesi.

Bu yazı 82 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum