ALTMIŞ YIL SONRA NİHAYET  !

ALTMIŞ YIL SONRA NİHAYET  !

Tam 60 yıl önce başladı, Türk’ün Alamanya serüveni.

Önce Alamancı oldular, sonra gurbetçi..

Çeşme başında, Ayşe’sinin yüzünü bir kere görmek için günlerce bekleyen kara yağız delikanlılar

Bir anda kendilerini, köyünün, on katı, bin katı sosyal bir hayat yaşayan  Avrupa’nın göbeğinde bulunca,   kimi zaman rotalarını da şaşırdılar

Ve köydeki yavuklusunu unutup,  Alamancı kadınlarla  evlenen Mehmetler Hasanlar Hüseyinler  ilk günah keçilerinden  oldular

Oysa kimse onlara, daha köyünden değil şehre, kasabaya  gitmemişken,  kendini bir anda Münih’in ortasında bulmasının yarattığı travmayı sormadı !

Ve uzun süre orada yabancı burada alamancı olarak iki cami arasındaki imama benzediler.

Ne oralı olabildiler, ne de buralı.

Filmler yapıldı, acılar çekildi, yuvalar dağıldı,

Derken yıllar yılları kovaladı ve bugünlere gelindi.

1960’lı yıllarda, en ağır işlerde çalıştırılan ve Alman ekonomisinin ayağa kalkmasında hakikaten ciddi payı olan bu iş gücünün omurgasını, Türkiye’den giden “alamancılar” oluşturdu.

 Dil bilmez, yön, yordam bilmez bu ilk kuşak, işin en ağır ve acılı bölümünü yaşadı. Ayrılıklar, sıkıntılar, derdini anlatamama ve hakkını arayamama da işin cabasıydı.

Ancak yıllar geçti, tam 60 yıl sonra, artık bugün Avrupa’da VARIZ diyen bir Türk nüfusu  var, yaban ellerde.

Hatırlarım, 60 lı yıllarda gidenler, 70’li yılların başında Türkiye’ye düzenli olarak izne gelmeye başladı. Orada en ağır işte çalışan alamancılar, bir aylık beylik beyliktir deyip memleketine senelik izne gelir, tabiri caizse 11 ayın acısını çıkarırcasına,  o otuz günü en havalısından yaşarlardı.  Bir mahalleye alamancı geldiyse, mahallenin çocukları hemen Ford  20 m ya da 26 m veya Ford Capri ya da Ford GXL veya Ford TAUNUS  marka arabanın etrafını sarar, camdan içeriye bakıp, otomatik olarak hiç durmadan şarkıları çalan o oto teybini görmeye çalışırlardı.

İzne gidilmeye karar verilince banka kredisiyle fiyakalı son model bir araba alınır, cebe 5-10 bin mark para konulup vatan hasretini gidermek üzere yollara düşülürdü.  Dile kolay binlerce kilometre yol, git git bitmez. Araba tıka basa, memlekette yapılacak ziyaretlerde verilecek hediyelerle dolduruldu.  HB sigarası, 5-10 marklık çikolatalar özellikle yakın akrabalara hediye edilmek üzere,  indirimlerden alınmış geniş yaka  ve büyük kareli gömlekler, yumurtalı şampuanlar  ve dönemin fiyakalı arabalarıyla gelen alamancı akını…

Kenarında tüy takılı fötr şapka ve askılı pantolonlar ile omuza asılı Philips marka küçük kaset çalar  da, ilk yıllarında Türkiye’ye akın eden  ve hala orada yabancı burada alamancı olan hemşehrilerimizin simgelerindendi.

Yıllar geçti, birinci kuşak emekli oldu, ikinci kuşak derken üçüncü kuşak yetişti. Avrupa ülkelerinde özellikle Almanya’da söz sahibi olunmaya başlandı. Önce açılan ufak tefek dönerci dükkanları yerini; büyük fabrikalara, okumuş yazmış işadamı veya belediye başkanı hatta parlamentoya girecek kadar  sözsahibi olunan isimlere bıraktı.

Ve artık hele hele Almanya başta olmak üzere pekçok ülke ekonomisinin göbek taşında Türk müteşebbisler ve sermaye sahipleri oturuyor. Evet henüz bir Audi veya BMW fabrikası kuracak  ya da satın alacak güce ulaşılamadı ama artık 60 yıl önceki yaşanan acı öyküler hatıralarda bile kalmadı, o yıllar çoooktaan geçti, çok şükür.

Artık, okumuş, aydın gerek Avrupa iş dünyasında gerekse idari yapısında söz sahibi olan velhasıl alt sınıf olmaktan kurtulmuş bir Türk nüfusu ve  temsilcileri var. Sayıları da kimine göre 5 milyon kimine göre 10 milyon ama gerektiğinde Avrupa’ya “dur bakalım “ diyecek enazından seslerini artık eskisinden daha etkili ve etkin şekilde duyurabilecek kadar oldular.

Gelelim Kayseri’ye…

Bu yazıyı yazmamda çok etkili olan bir gurbetçi kardeşimiz, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a  şunları söylemiş, ben çok etkilendim , aynen aktarıyorum :  “ İlter bey ben Memduh beye dedim ki, Başkanım benim babam tam 54 yıl önce gitmiş Almanya’ya . Ve bugüne kadar Kayseri’den bir Allahın kulu ya sen ne yapıyorsun orda öldün mü kaldın mı neler yaşadın var mı bir şikayetin diye sormamış , bırakın sormayı iki satır yazı yazıp, dini ve milli bayramlarımızın birinde olsun kart atıp gönül almamış”

Doğruya doğru !

Ancak para lazım olduğunda, ya da geçmişte yeşil sermaye olarak kandırılıp milyarlarca mark iç edilmek istendiğinde  alamancılar, buradakilerin aklına gelmiş. Bağış lazım ara alamancıları, döviz lazım ara alamancıları ama  bugüne kadar tam 120  ramazan ve kurban bayramı geçmiş birinde dahi, o para için çalınan kapıların ev sahibi  büyüklere iki satırlık “bayram tebrik kartı” bile çok görülmüş.

Hele son dönemde  ekmek aslanın midesinden kuyruğa indiği için,  yaz tatiline gelen hemşehrilerimizin kazıklanması neredeyse  , “ yaz dönemi ticari zihniyet teamülü” haline dönüşmüş. Alamancıysa kazıklanacak, kandırılacak ve hatta arkasından gülünecek..

Peki onlar bunu bilmiyorlar mı  ?

Elbette fazlasıyla biliyorlar ve inanın onların hepsi her birimizden daha akıllı ve dünyaya daha entegre olmuş durumdalar. Zira her biri enaz iki hatta üç dil biliyor ve dünyayı  böyle “okuyorlar” . Bizim gibi liderimiz (her kim olursa olsun)  ne derse doğrudur ve ona biat etmek esastır gibi hanzolukları da yapmıyorlar.

Gençleri müthiş. Dedim ya her biri birkaç dil biliyor ve dünyadan haberdarlar. Varsın müzikleri farklı olsun varsın Türkçe’yi aksanlı konuşuyor olsunlar,  inanın bana onların yüreğindeki milliyetçilik ve vatanseverlik hepimizinkinden daha samimi ve rafine, kullanılmamış, el değmemiş saflıkta.

Orta yaşlıları ise; korkmasalar, inansalar ah bir güvenebilseler aslında memleketlerine Kayseri’ye ne yatırımlar yapacaklar ama henüz daha gözlerinin içine bakınca “kazıklanmak adına şüphelelenmeyecekleri”  bir yatırım ortağına denk gelememişler.

İşte şimdi tüm bunların değişmesi ve ASLINA  dönüşmesi için büyük bir adım atılıyor. Avrupalı Kayserililer Birliği’nin öncülüğünde, Kayseri Buluşması gerçekleştiriliyor. Ufak tefek ve belediye tarafından yaşanan, yaşatılan aksaklıkları yok sayarsak, özellikle Vali Gökmen Çiçek’in de müthiş istekli ve samimi yaklaşımı ve de elini değil gövdesini,  bu iş için taşın en altına koyması , Avrupalı hemşehirlerimizi de çok duygulandırmış ve şevklendirmiş.

 13 Temmuz’da başlayıp 31 Temmuz’a kadar sürecek olan Avrupalı Türkler Kayseri Buluşması ile kanaatim o ki, yurt dışındaki neredeyse  bütün hemşehrilerimiz,  60 yıl sonra temiz bir sayfa  açarak memleketine gelecek ve ata  topraklarıyla ödeşmek için,  üstüne ne düşüyorsa onu yapmaya hazır olduğunu beyan edecek.

Ve yine kanaatim o ki, Kayseri tarafı da, gerek esnafı , gerek idari yöneticileri olsun yıllardır kazandıkları dövizi “her şeye rağmen”  memleketine getirmekten kaçınmayan Avrupalı Türklere teşekkür etmek ve helalleşmek adına  önemli  bir adım atacaklar.

Şehrin iki atom karınca ünvanlı yöneticileri Vali Çiçek ve Belediye Başkanı Büyükkılıç’ın da bu kadar istekli olduğu bir dönemde, hazır ellerini taşın altına bu kadar sokmuşken, artık Avrupalı Kayserililer Birliği mensubu tüm hemşehrilerimizle bir VOLTRAN oluşturulur ve her iki tarafın da menfaatine önemli adımlar atılır, kararlar alınır inşallah.

Bunun yanında, şehirde neredeyse 20 gün süreyle , Kale’nin içinde eğlenceler, konserler, çeşitli etkinlikler düzenlenecek, burada insanlar kısmen deşarj olurken “oradaki ve buradaki” Kayserililer kaynaşacak. Amaç bu ve inşallah da olur.

Tüm bu olan bitenlerin içinde bana göre en önemli yapılacak iş ise; değerli arkadaşımız İhsan Kılıç’ın Vali Gökmen Çiçek’le de konuşup destek aldığı “BÜYÜK İSTATİSTİKİ VERİLER”  kütüphanesinin oluşturulması . Anladığım kadarıyla toplum mühendisliğini çok iyi bilen ve güncelleştirerek okuyan Kayseri Valisi Çiçek’in de büyük desteğiyle, Avrupalı Kayserililer’in oradaki ve buradaki hayatı bildiğiniz istatistik süzgecinden geçirilip harika güncel bilgiler elde edilecek. Ve bu bilgiler ile de çok iyi biliyorum ki, bundan sonraki adımlar gerektiği gibi yerli yerinde ve gerektiği kadar atılacak.
Dolayısıyla bu istatistiki çalışma bittiğinde,  yüzlerce soru  binlerce  Avrupalı Kayserili’ye sorulmuş ve yanıtı alınıp tasnif edilip müthiş veri bankası oluşturulmuş olacak. Ancak burada küçük bir öneride bulunayım, bunu tek tek yapılacak anketin yanısıra,  internet üzerinden oluşturulacak bir site ya da bir telefon aplikasyonuyla sürekli yapılabilir hale getirmek de iyi olur gibime geliyor. ,

Öyle veya böyle 60 yılın en önemli adımını atan Avrupalı Kayserililer Birliğini ayakta alkışlıyor ve Kayseri idari yapısının da atılan bu adıma aynı yeterlilik ve samimiyetle karşılık vereceğinden hiç şüphem olmadığı için,  ortaya çıkacak sonuçları sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu çorbada tuzu bulunan herkesin eline sağlık…

KATEGORİ
TAGS

COMMENTS

Wordpress (0)
Disqus (1 )